Otizm , Autism - Blogcu Otizm , Autism - Blogcu




Otizm , Autism

• 25.1.2010 - Eğitim CD si (Eşleştirme, Şekiller ve Renkler)

Kategori: Egitim

 Melisa evde diğer aktivitelerinin yanında bilgisayara yüklü olan Eğitim oyunlarıyla bazı kavramları öğrenebilmekdedir. Yavrularımıza faydalı olabileceğini düşünerek eğitim CD lerinden şimdilik iki CD resmini yayınlıyoruz.Bu iki CD nin piyasa fiyatı (beher) 10.-TL civarında olup diğerlerini bilahare yayınlayacağız.



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 21.12.2009 - Otizm ve Toksik Maddeler

Kategori: Metaller

Otizm ve Toksik Maddeler

 

Giderek artan miktarda klinik data, otizm spektrum bozuklu­ğu olan birçok çocuğun, vücutlarına giren toksik maddeleri et­kin şekilde atamadığını göstermektedir. Laboratuar testleri; kurşun, kalay, cıva ve/ya da diğer bazı ağır metallerin birikti­ği birçok ASDTi çocukta kelasyonun, metal atımını sağladığı­nı ortaya koymaktadır. Öncesinde bağırsak tedavisi yapılan ve besinsel destek sağlanan çocukların birçoğunda, doktor göze­timinde yapılan kelasyon ile otizm spektrum özelliklerinde büyük azalmalar görülmektedir. Bu protokolü uygulayan bazı çocuklarda, otizm tanısı kaldırılmaktadır."

 

Birçok ASD'li çocukta doğal detoksifikasyonun bozuk ol­masının nedenleri, belirlenmesi gereken bir konudur. Bununla birlikte tıbbi Öyküler ve tıbbi literatür, bazı güçlü ipuçları sağ­lamaktadır. Sosyal Sorumluluk İçin Boston Doktorları kurulu­şu (Greater Boston Physicians for Social Responsibility) tara­fından hazırlanan Tahribatın yolu: Çocuk gelişimine toksik tehditler başlıklı rapor, birinci bölümde, erken çocukluk döne­minde halta doğumdan önce çevremizde yaygın şekilde maruz kalınan kurşun, cıva ve diğer ağır metallerin ve pestisidlerin toksisitesi ile yaşam boyu yetersizlik arasında ilişki kurmakta­dır. Boston doktorlarının raporu, "öğrenme ve davranış bozuk­luklarının arttığını" belirtmektedir. Cıva, kurşun ve pestisidler gibi toksik maddelerin birçok nöro davranışsal ve bilişsel bo­zukluğa katkı sağladığına işaret etmektedir. Rapor daha sonra: "Yetişkinden farklı olarak gelişmekte olan bir çocuk, kırılgan gelişimsel evrelerinde nörotoksik kimyasallara maruz kaldı­ğında, bunların beyin üstünde yaşam boyu süren etkilerinden mustarip olabilir," ifadesine yer vermektedir.

 

FDA ve EPA'nın yeni bulguları ve duyuruları, hamile bir kadının balık tüketimini en aza indirerek, fetal gelişmeyi etki­leyebilecek diyetsel cıva alımını düşürmesi gerektiği yönün­dedir. Bu bağlamda, seçkin imünilojist Dr. Hugh Fuden-berg'in, otislik çocuklarda metallerin atılmasını önermesi şa­şırtıcı değildir. Ayrıca Dr. Stephen Edelson"' ve çalışma arkadaşları, kelasyon ve ilişkili tedavilere yanıt olarak otizm spektrum özelliklerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını göste­ren çalışmalarını yayınlamışlardır. Daha yakın bir zamanda, otistik çocukların aileleri tarafından taslağı hazırlanan ve 2000'de yayınlanan devrimci bir tebliğde, otizm spektrum özellikleri ile cıva zehirlenmesinin belirtileri arasındaki ben­zerliklere dikkat çekilmiştir. Bu tebliğ aynı zamanda, bazı çocuk aşılarında etil cıvanın varlığına işaret eden FDA verile­rine de dikkat çekmekte ve en azından daha kolay etkilenebi-len bebeklerde ve yeni yürüyenlerde, aşılama ile verilen etil cıvanın intestinal ve nörolojik hasara neden olabileceğini ileri sürmektedir.

 

Bu ufuk açıcı metin, şimdiye kadar cesaret verici klinik so­nuçlar veren, ASD'li çocuklardan toksik metalleri atma yö­nünde ilgiyi genişletme açısından çok önemliydi. Aslında aşı-sal etil cıva ile ilgili olarak 16 Temmuz 2001 tarihli oturumun­da Tıp Enstitüsü (Ulusal Bilimler Akademisi'nin bir bölümü), cıva/otizm hipotezlerini akla yatkın bulmuş ve ardından bağır­sak tedavisi ile besinsel destek kontekstinde, kelasyon terapi­si alan otizm spektrumlu çocukların yer aldığı, devam eden iki klinik çalışmaya fon sağlamıştır. Bütün bu gelişmeler heyecan vericidir ve ASD tedavisi açısından büyük önem taşımaktadır. Bozuk detoksifikasyon prosesini daha iyi anlamak açısından ağır metaller hakkında biraz bilgi yararlı olacaktır.

 

Ağır metaller, vücutlarımıza yeme ve nefes alma sonucu girer. Evet, yiyecekler ve hava minik miktarlarda toksik me­taller içerir. Derimiz yoluyla bile absorbe edilebilirler. Ayrıca, ağır metaller biyolojik olarak birikebilir özelliktedir. Yani me­meli hayvanların vücutlarındaki moleküllere kimyasal olarak bağlanabilir, atılması zordur ve yiyecek zinciri yoluyla insanlara geçebilir. Balıklarda özellikle de ton, köpek balığı ve kılıçbalığı gibi büyük ve yırtıcı olanlarda cıva birikimi tehlikesi nedeniyle uyarılmamızın nedeni budur. Ağır metaller, vücut dokularına atılmalarından daha hızlı şekilde girip biriktikle­rinde, toksik bir durum gelişerek dokulara ve sinir hücrelerine zarar verebilir. Daha önceki bölümlerde vurguladığımız gibi artan sayıda doktor, araştırmacı ve aile artık, bozuk detoksifi-kasyonun ve toksik metallerin aşırı birikiminin, birçok otizm ve diğer otizm spektrum bozukluğu vakasında temel etiolojik faktör olduğuna inanmaktadır.

 

Araştırmacı bilim adamı James Adams tarafından yapılan yeni bir çalışma bu inancı desteklemektedir. Arizona Eyalet Üniversitesi tarafından finanse edilen bu çalışmada, "cıva ve diğer ağır metallerin, otizmin nedenlerine ve/ya da semptom­larına katkı sağlayıp sağlamadığı'"5' sorusunu araştırmıştır. Dr. Adams ve arkadaşları, yaşları 3-24 arasında değişen, 55. ASD'li üzerinde çalışmış ve 30 "tipik" çocuk kontrol grubu ile karşılaştırmışlardır. Her iki grup çocuğun aileleri bildikleri ağır metal maruz kalma oranlarını belirlemek için bir form doldurmuşlardır. Bütün çocuklar aynı zamanda saç analizine, diş muayenesine tabi tutulmuş ve Gilliam Otizm Derecelen­dirme—otizmin şiddetini ölçmek için yaygın şekilde kullanı­lan bir test—de dahil psikolojik testlere girmişlerdir. Otistik çocuklar, normal çocuklara kıyasla yaşamlarının ilk üç yılın­da on kat fazla kulak enfeksiyonu geçirmişlerdir. Aynı zaman­da otizm spektrumlu çocukların yüzde on sekizi, aşılara karşı şiddetli reaksiyon gösterirken bu oran, "tipik" çocuklarda yüz­de sıfır olmuştur. ASD'li çocukların ayrıca "tipik" çocuklara kıyasla saçlarında daha düşük oranlarda cıva ve kurşun düzey­leri görülmüştür, bu da atılmanın kontrol grubundaki çocuk-lardaki gibi sağlanamadığını göstermektedir. Dr. Adams, çocukların kulak ağrılarını tedavi etmek üzere kullanılan antibi­yotiklerin, "cıva atımım büyük oranda düşürdüğünü" ifade et­miştir. ASD'li çocukların, vücuttan ağır metalleri uzaklaştıran oral kelasyon ajanı DMSA verildiğinde tipik çocuklardan "beş kez fazla cıva" attığını da belirtmiştir.

 

Dr. Adams, San Diego'da CA, 2001 Kasım ayında yapılan uluslararası otizm toplantısında, "Veriler bir araya geldiğinde, ASD'li çocukların ağır metal atma yeteneklerine ket vuruldu­ğunu göstermektedir," demiştir. O ve araştırma ekibi, "genel­de cıva, ASD için ana risk faktörü olarak görünmektedir" so­nucuna varmıştır.

 

Kurşun ve cıva üzerine yapılan hayvan çalışmaları, bilim adamlarının daha önce bu metallere maruz kalan insanları gerçek düzeylerinin altında değerlendirdiklerini ortaya koy­muştur EPA kılavuzlarına göre, birçok yeni doğmuş, bebek ve yeni yürüyen, aşılar yoluyla güvenilir olmayan etil cıva dü­zeyleri ile enjekte edilmişlerdir. Geçmişe bakarak, bu çocuk­ların bazılarının, sonuç olarak ters etkiler geliştirmek açısın­dan etkiye daha açık oldukları söylenebilir. Kısacası bizim ulusumuzun çocukları, ağır metallere daha önce olmadığı şe­kilde maruz kalmışlardır. Bu gerçek, artışı yalnızca "gene-tik"e bağlanamayacak çeşitli salgınlarda yansıyor olabilir. Çocuklarımızın beyinleri risk altındadır. Otizm, otizm spekt­rum bozuklukları salgınları ve hatta Alzheimer ve diğer has­talıklar, ağır metallere artan şekilde maruz kalmanın yansıma­ları olabilir.

 

Ağır Metal Toksikliği Mekanizması

 

Daha önce vurguladığımız gibi cıva ve diğer ağır metaller; mi-de-bağırsak, bağışıklık, sinir ve endokrin sistemlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Ağır metaller, hücresel fonksiyon ile mer­kezi ve peıiferal sinir sistemleri ile ilişkili olanlar dahil vücut­taki çeşitli metabolik prosesleri değiştirebilir. Ağır metallerin verdiği zararın çoğu, oksidatif serbest radikallerin çoğalmasın-dan kaynaklanır. Bir serbest radikal, eşleşmemiş bir elektro­nun bir başka molekülden bir elektron "çalması" ile oluşan, enerjik olarak dengesiz bir moleküldür. Serbest radikaller; hücre molekülleri oksijen (oksidize) ile reaksiyona girdiğinde doğal olarak meydana gelir. Bununla birlikte kişi, ağır metal­lere maruz kaldığında ya da bir yetişkin ya da çocuk, genetik ya da sonradan antioksidan yetersizliğine sahipse fazla serbest radikal üretimi olur. Kontrolsüz serbest radikaller, beyin dahil bütün vücutta doku hasarına yol açabilir. Neyse ki, laboratuar ve klinik çalışmalar A, C ve E gibi vitaminlerin serbest radikal hasara karşı koruyucu olabildiğini ve bir miktar hasarı onara-bildiğini göstermektedir., Kitapta ele alınacak olan bir başka önemli konu, glutatyonun tam detoksifikasyonudur.

 

Spesifik Ağır Metaller: Kurşun ve Cıva

 

Kurşun

 

 

Kurşun bir nörotoksin—sade bir dille, beyin hücreleri katili— olarak bilinir. Çocukların beyinlerindeki fazla kurşun düzey­leri; öğrenme yetersizlikleri, dikkat eksikliği bozukluğu (ADD) ve hiperaktivite sendromları ve düşük zeka ve okul başarı dereceleri ile bağlantılıdır. Bebekler, küçük çocuklar ile hamile kadınlar ve fetüs için büyük hasar riski yalnızca daki­kalık ya da kısa süreli maruz kaime ile gerçekleşir. Yoğun ça­lışmaların yapıldığı bir yüzyılın ardından kurşunun zararları şimdi tam bir kesinlikle karakterize edilebilir."

 

Çocuklukta kurşuna maruz kalma, kurşunlu boya ilk kez 1890'larda başladığı için 0 zamandan beri süregiden bir olgu­dur. Bilim yavaş yavaş problemin büyüklüğünü anlayana ka­dar beş kuşak çocuk hasar görmüştür. Zararın gerçekleştikten sonra anlaşılması modeli, cıva için de aynen tekrarlanmıştır.

 

1984'te, Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) tarafından yürü­tülen federal bir çalışma, 3-4 milyon Amerikan çocuğunun kanlarında kabul edilemez yükseklikte kurşun düzeyleri oldu­ğunu tahmin etmektedir. Bu; Boston Doktorlarının Raporunda daha önce ifade edilen rakamlardan bile daha yüksektir. CDC yetkilisi Dr. Suzanne Binder, "Birçok kişi, kurşunlu boyanın iç mekanda kullanımına son verilmesi (1978) ve kurşunlu ben­zinin kaldırılması (1970'lerin sonu) ile kurşun zehirlenmesi­nin yok olduğunu sanıyor fakat yanılıyorlar. Bütün ülkede bü­tün ırklardan, etnik gruplardan ve gelir düzeylerinden çocuk, hâlâ çevrede bulunan kurşundan etkilenmektedir.

 

1989'da Birleşik Devletler Çevre Koruma Ajansı (EPA) bir milyondan fazla ilkokulda, lisede ve yüksek okulda hâlâ kurşun kaplı su depolama tanklarının ya da musluklarda kurşun içeren maddelerin kullanıldığını rapor etmiştir. EPA, içme suyunun küçük çocukların kurşuna maruz kalmasının yaklaşık yüzde 20'sini açıkladığını tahmin etmektedir."3' Diğer yaygın kaynak­lar; eski binalarda kalan kurşunlu boyalar (şehir merkezlerinde yaygındır) ile sanayi alanlarına ya da ticari tarımsal alanlar gi­bi diğer toksik kimyasal kaynaklara yakın yaşam alanlarıdır.

 

Civa

 

Cıvanın tehlikeleri kimya ve ecza endüstrilerinde anlaşıl­mamış gibidir. Isaac Newton, cıva zehirlenmesinden etkilen­diği söylenen tanınmış tarihi bir kişiliktir. Tarihçiler, New-ton'un kişiliğinin ısıtılmış cıva içeren deneyler yürütmesinin ardından 35 yaşında çarpıcı şekilde değiştiğini—ve 51 yaşın­da tekrar—belirtir. Modern zamanlarda Newton'un saçını analiz eden bilim adamları, muhtemelen tehlikeli dumanın so­lunmasından kaynaklanan alışılmadık derecede yüksek cıva oranları bulmuşlardır. 19. yüzyıl yazarı Lewis Carroll bile cıvanın dünyadaki en toksik maddelerden biri olduğunu bil­mektedir. Aslında tehlikelerine dolaylı olarak Alis Harikalar Diyarında kitabında "Deli Şapkacı" karakteri yoluyla işaret et­miştir. Lewis Carroll bu kitabı yazdığında şapka üreticileri, şapka yapım aşamalarında cıva kullanıyorlardı. İşlerinin tehli­kelerinden biri, "Şapkacı" hastalığı olarak bilinen deliliğe ne­den olan cıvaydı. Modern çağımızın üreticileri de cıva tehlike­sini bilir.

 

Daha önce belirttiğimiz gibi cıvanın tehlikeli etkileri be­yin, sinir sistemi ve mide-bağırsak sistemleri üzerinedir. Cıva zehirlenmesi bilişsel ve sosyal yetersizliklere, konuşma ya da sürdürme kaybı, hafıza bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, kelime anlama zorluğu ve uyku zorlukları, kendini yaralama davranışları (örneğin, başı vurma ve kendini ısırma), ajitasyon, nedensiz ağlama ve bakışlarda sabitlik gibi otizm benze­ri davranışlara neden olur.


Cıva kaynakları; hava ve su kirliliği, amalgam diş dolguları, piller, kozmetik ürünler, şampuanlar, ağız gargaraları, diş macunu, sabunlar, cıvasal diüretikler, elektrikli aletler ve röleler, patlayıcılar, yiyeceklerdeki kimyasal artıklar (özellik­le tahıllarda) mantar öldürücüler, floresan ışıklar, levrek, tur­na balığı ve alabalık gibi taze su balıkları, böcek ilaçları, bo­yalar, petrol ürünleri, pisi balığı, karides, snapper, kılıç balığı, köpek balığı, ton, tuzlu su balıkları ve deniz ürünleridir. EPA tahminlerine göre, Birleşik Devletler'de hamilelik çağındaki 1.16 milyon kadın, çocuklarında beyin gelişmesine zarar ver­me riski yaratmaya yetecek miktarda cıva ile kirlenmiş balık yemektedir.

 

Diş dolguları, cıva kirliliğinin önemli bir kaynağıdır. Amalgam dolgular, mikroskobik parçalar ve cıva buharı salar. Cıvanın bu dökülmesi, çiğneme ve sıcak içeceklerle artar. Bu­har; diş kökleri, ağız ve diş etlerinin mukoz zarları tarafından , absorbe edilir ve içe çekilerek yutulur, böylece yemek borusu­na, mideye ve bağırsaklara ulaşır. Calgary Üniversitesi araştır­macıları amalgam cıvasının yüzde 10'unun er geç vücut or­ganlarında biriktiğini rapor etmişlerdir.

 

Amalgamın sökülmesinden yıllar soma kelasyon uygula­nan bazı yetişkin müşterilerimin idrarlarında yüksek miktarda cıva çıkmış ve kelasyonun ardından sağlıklarında gelişme gö­rülmüştür.

 

Çiğnerken ya da özellikle amalgam içeren diş uygulamala­rı yapıldığında ya da bunlar çıkartıldığında vücuda alınan cıva, hamile annelerden rahimdeki fetusa geçebilir. Mart 2002'de beş yaşında bir çocuğun ailesi, annenin dokuz diş dolgusunun çocuğun otizminin nedeni olduğunu ileri sürerek Amerikan Diş Birliğine karşı dava açtılar. Ayrıca California Diş Birliği ve ağırlıklarının yüzde 50'si cıva olan amalgam dolgu üretiminde kullanılan materyallerin ticaretini yapan 20 şirketin adı da da­valı olarak geçti. Davalılar dolandırıcılık, ihmalkarlık ve yasa dişilik ve aldatıcı iş uygulamaları ile suçlandı.

 

"Bunlar kanıtlanabildi mi bilemiyorum fakat inandırıcı, ol­dukça inandırıcı," diyor Kentucky Üniversitesi kimya depart­manı şefi ve cıva toksisitesi konusunda uzman Dr. Boyd Ha-ley. Cıva insanlığın bildiği en nörotoksik maddelerden biri­dir." Dr. Haley, bazı çalışmaların amalgam dolgulu kişilerin kanlarında ve idrarlarında bu dolguları olmayan kişilere oran­la dört, beş kat fazla cıva bulunduğunu gösterdiğini söylemek­tedir

 

Aşılarda CİVA

 

Bazı aşılarda koruyucu olarak kullanılan etil cıva yoluyla cıva zehirlenmesinden birinci ve ikinci bölümlerde bahsedildi. Bu bölümde bunun nasıl olduğu konusunda dehşet verici ayrıntı­ları özetleyeceğiz

 

Thimerosal, ağırlığının yüzde 49.6'sı etil cıvadır ve 1930Mardan beri çok kullanımlı şişelerde bakteri bulaşmasına karşı aşılarda koruyucu olarak kullanılmaktadır."" Üreticilerin Güvenlik Verileri, thimerosal için "yüksek düzeyli toksik" bir madde tanımlaması yapmakta ve "kümülatif etki"nin ve cıva­ya karşı "uzun ya da tekrarlanan maruz kalmanın" tehlikesine dikkat çekilmektedir. Cıva toksikliği için maruz kalma oranı­nın elimine etme oranından yüksek olması tehlike noktasıdır. Bu "eşik değer", kendini maruz kalmadan aylar sonra gösterebilen, bağışıklık sistemine nöro toksik şok sonucunu verir. Daha önceden ileri sürüldüğü gibi bu, doğumda normal geli­şim gösterip bağışıklık sistemlerine aşılar, özellikle MMR'da-ki canlı virüslerin uygulanmasından sonra aniden gerilemeye başlayan çocuklara otizmin "regresif" formu tanısı konması­nın nedeni olabilir.

 

Belirttiğimiz gibi thimerosalın, "regresif otizm" salgının­dan—1990'ların başlarında hızla yükselen bir trend—sorum­lu temel etiolojik tetikleyicilerden biri olduğu konusunda çok miktarda kanıt vardır. Ayrıca tarihi kayıtlar, nöro toksik mad­deler için bir zamanlar "güvenli eşik" olduğu düşünülen nok­tanın, bilimsel bulgular arttıkça sürekli "aşağı doğru revize" edildiğini açıkça göstermektedir

 

İronik şekilde, cıva nöro toksisitesi hakkında bilgiler, cı­vanın yaygınlığı ve artan çevresel varlığı hakkında yükselen kaygılar 20. yüzyıl boyunca birikirken—bir FDA heyeti, 1982'de, thimerosal'ın güvenli olmadığı ve bütün reçetesiz ürünlerden çıkarılması gerektiği sonucuna varmasına rağ­men—kimse aşılarda güvenlik konusunu düşünmedi. Aslında Tıp Enstitüsü'nün (IOM) 26 Temmuz 2001'de thimero-sal/otizm oturumunda, Birleşik Devletler aşı yetkilisi Dr. Ne-al Halsey, thimerosal içeren aşıların tehlikeli şekilde yüksek etil cıva içerdiğini daha önce fark etmedikleri için özür dile­miştir.

 

Hepatit B aşısı, 1991'de her yeni doğan için zorunlu hale getirildiğinde, durum kontrolden çıktı. Bu aşı thimerosal do­luydu. Bebeklere, yaşamlarının ilk altı ayında, bir değil üç doz Hepatit B aşısı ve üç doz thimerosal içeren Hib- Grip B aşısı yapılıyor. Anne karnındaki maruz kalmayı saymıyoruz, birçok bebek için cıva düzeyleri EPA'nın yetişkinler için "güvenli" maruz kalma miktarlarını aşıyor. Onların küçük vücutlarında cıvanın birikimi, toksini atma yeteneklerinin eşiğini aşabilir. ASD semptomu göstermeyen çocuklar, daha yüksek eşiklere ya da daha güçlü bağışıklık sistemlerine sahip olabilirler. An­ne sütü ile beslenen bebeklerin, bu bozukluktan daha az etki­lendikleri görülür ve bazı anneler, bağışıklık sistemini güçlü tuttuğu bilinen anne sütünü kestikten kısa bir süre sonra, ço­cuklarının otistik olduklarını söylerler.

 

Mantıklı bir kişi, Amerikan sağlık otoritelerinin, diğer ül­kelerin deneylerinden ders çıkaracağını düşünür. Örneğin, Fransa'da zorunlu Hepatit B aşı programına karşı 15 bin dava açılmıştı, sonunda Fransız Sağlık Bakanlığı, Ekim 1998'de bütün Fransız okullarında programa son verdi. Bununla bir­likte, Birleşik Devletlerde Hepatit B aşısından ve birçok diğer aşıdan cıvanın çıkartılması 2001 'in sonlarını buldu. O zamana kadar bütün bir kuşak risk altına sokuldu. Cıvanın aşılardan çıkartılması, Bernard ve diğer yazarlar thimerosal/otizm bildi­risini CDC, FDA, AMA ve NIH yetkililerine gönderene kadar yapılmadı. Dokümanların uzun bir versiyonu, cıva zehirlen­mesi hakkında 400 örnek gösteriyordu. Ayrıca cıva zehirlen­mesinin konuşma ve duyma yetersizliklerine; yüksek seslere duyarlılık, dokunmadan hoşlanmama, bilişsel ve davranışsal bozukluklar dahil duyusal rahatsızlıklara yol açtığını gösteren karşılaştırma tablosu yer alıyordu (Ek B). Aynı yetersizlikler, az ya da çok otizm ve otistik spektrum bozukluğu olan çocuk­larda da mevcuttur. Kısacası, cıva zehirlenmesi hakkındaki li­teratür, otizmi (DSM-IV) tanımlayan bütün özellikleri ve ge­nel olarak ASD'ye eşlik eden özellikleri içerir. Bilimsel ge­rekçeler yenilgiye uğruyordu. Etil cıva yaş farkı olmaksızın hiçbir insana enjekte edilmemeliydi.

 

 

Bu yazı alıntıdır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5.6.2009 - Otizm Konulu Genelge

Kategori: Otizm
 

ÇUBUKÇU'DAN OTİSTİK ÇOCUKLAR İÇİN GİRİŞİM

 

 ANKARA (A.A) - 30.05.2009 - Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, "Otistik çocuklar ve iş eğitim merkezlerinin otizmli bireyler için yeterli olmadığını" belirterek, bu çocuklara yönelik eğitim merkezleri ile özel eğitim sınıfları sayısının acilen artırılmasını istedi.

Bakan Çubukçu, valilik bölgesinde bulunan atıl kamu binaları ve okulların düzenlenerek otizmli çocukların bir an önce eğitime katılması için tahsis edilmesi talimatı verdi.

Çubukçu, il milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği "Otizm" konulu genelgede, otizmi olan bireylerin erken çocukluk döneminden başlayarak yetişkinlik dönemindeki iş ve mesleki eğitim programları da dahil olmak üzere yaşam boyu süren kaliteli ve nitelikli bir özel eğitim hizmeti almalarının, yetersizlik türüne, derecesine, bireyin yaşına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre işlevsel olarak planlanmış eğitim programlarının uygulanması ve bu bireylere yönelik eğitim ortamlarının oluşturulması ile mümkün olabileceğini belirtti.

Milli Eğitim Bakanlığınca, otizmli bireylerin eğitimine yönelik 27 otistik çocuklar eğitim merkezi ile 5 iş eğitim merkezi açıldığını belirten Çubukçu, "Ancak söz konusu merkezler, ülke genelinde eğitsel değerlendirme ve tanılaması yapılmış otizmli bireyler için yeterli olmamakta ve bu çocuklara yönelik eğitim merkezleri ile özel eğitim sınıfları sayısının acilen arttırılması gerekmektedir" dedi.

Bakan Çubukçu, şunları kaydetti:

"İlinizde sırada bekleyen otizmli çocukların eğitim-öğretim sürecine bir an önce katılmalarına olanak sağlamak amacıyla rehberlik ve araştırma merkezi kayıtlarından sayılarının tespit edilerek, valiliğiniz bölgesinde bulunan atıl kamu binaları ve okulların bu amaçla tahsisine yönelik düzenlemenin yapılması ve söz konusu merkezler açılıncaya kadar geçen sürede bu çocukların eğitim sürecine bir an önce dahil edilmesine yönelik özel eğitim sınıflarının açılması gerekmektedir."

Kaynak: Anadolu Ajansı

 

http://haber.turk.net/EGT/2281300/Cubukcu-dan-Otistik-Cocuklar-Icin-Girisim


 **************  BAKANLIK GENELGESİ *********************




T.C.

 

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 

Sayı  B.08.0.ÖRG.0.20.03.04.200.56/ ZLî5

 

Konu Otizm

 

 

........................ VALİLİĞİNE

 

(Millî Eğitim Müdürlüğü)

 

İlgi:     31.05.2006 tarihli ve 26184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği

 Otizmi olan bireylerin erken çocukluk döneminden başlayarak yetişkinlik dönemindeki iş ve mesleki eğitim programları da dâhil olmak üzere yaşam boyu süren kaliteli ve nitelikli bir özel eğitim hizmeti almaları, yetersizlik türüne, derecesine, bireyin yaşına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre işlevsel olarak planlanmış eğitim programlarının uygulanması ve bu bireylere yönelik eğitim ortamlarının oluşturulması ile mümkün olabilmektedir.

 Otizmi olan bireylerin gelişim özelliklerinin, mevcut eğitim-öğretim ortamlarından doğrudan yararlanmalarına engel teşkil etmesi nedeniyle bu çocukların özelliklerine uygun, eğitim-öğretim ortamlarının oluşturulması gerekmektedir. Bu bağlamda otizmli çocuklar, ilgide kayıtlı Yönetmeliğin 41'inci maddesi gereği açılan otistik çocuklar eğitim merkezleri ile 25'inci maddesi uyarınca açılan özel eğitim sınıflarında öğrenimlerini sürdürmektedirler.

 Bakanlığımızca otizmli bireylerin eğitimine yönelik 27 otistik çocuklar eğitim merkezi ile 5 iş eğitim merkezi açılmıştır. Ancak söz konusu merkezler, ülke genelinde eğitsel değerlendirme ve tanılaması yapılmış otizmli bireyler için yeterli olmamakta ve bu çocuklara yönelik eğitim merkezleri ile özel eğitim sınıfları sayısının acilen arttırılması gerekmektedir.

 

İlinizde sırada bekleyen otizmli çocukların eğitim-öğretim sürecine bir an önce katılmalarına olanak sağlamak amacıyla rehberlik ve araştırma merkezi kayıtlarından sayılarının tespit edilerek, Valiliğiniz bölgesinde bulunan atıl kamu binaları ve okulların bu amaçla tahsisine yönelik düzenlemenin yapılması ve söz konusu merkezler açılıncaya kadar geçen sürede bu çocukların eğitim sürecine bir an önce dahil edilmesine yönelik olarak özel eğitim sınıflarının açılması gerekmektedir.

 Bilginizi ve konuya ilişkin gerekli araştırmanın yapılarak özel eğitim sınıfı açma seçeneği başta olmak üzere sırada bekleyen öğrenci kalmayacak şekilde otizmli çocuklara eğitim verilmesine yönelik gerekli tedbirlerin vakit geçirilmeden alınmasını ve sonucundan Bakanlığımıza bilgi verilmesini rica ederim.                                                                                       

 Millî Eğitim Bakanı

   

DAĞITIM: 81 İl Valiliğine

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11.5.2009 - Hamilelikte Otizm testi

Kategori: Makaleler

Hamilelikte Otizm testi tepki yarattı.

   Otizmin hamilelik sırasında amniyosentezle saptanabileceği yönündeki bulgu, daha fazla ayrımcılıktan çekinen otistik çocuk sahibi ailelerin tepkisini çekti..

   İngiltere'de Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi tarafından yapılan araştırma, otizm hastalığının bebek anne karnındayken saptanabileceğini belirledi. Doğumdan 8 yaşına gelene kadar 235 çocuğu araştırmaya alan uzmanlar, hamilelikte kadının amniyotik sıvısında bulunan yüksek testosteron ile otizm arasında bağlantı olduğu sonucuna vardı. Hamilelik döneminde yüksek seviyede testosteron görülen annenin çocuğunun, otizmin özellikleri olan sosyal etkileşim ve sözel iletişim eksikliği gösterdiği saptandı. Araştırmanın sonucu, down sendromunun teşhisinde kullanılan amniyosentez yönteminin, otizmin tespitinde de kullanılma ihtimalini gündeme getirdi. Cambridge Üniversitesi'nden Profesör Simon Baron-Cohen, "Down sendromunda test var ve yasal. Ailelerin hamileliğe son verme hakkı var. Fakat otizm yetenekle ilişkili olduğu için farklı bir durum" dedi. Uzmanlar, Down sendromu için yasal olan testin otizm hastalığı için de uygulanabileceğini savunuyor. Ancak iletişim kuramayan ve bakıma muhtaç otizm hastalarının yanı sıra, matematik ve müzik alanında üstün yetenekli otistikler de bulunduğu için, çiftlere hamileliği sonlandırma tercihi verilmesi olasılığı tartışmalara yol açtı. Prof Cohen, otizm nedeniyle hamileliğe son verilmesini tavsiye eden doktorların, otistiklerin sayısının azaltılmasının yanı sıra başka neyin azaltılacağının göz önünde bulundurmaları gerektiğine dikkat çekti. Prof. Cohen, otistik bebeklerin dünyaya gelmesinin önüne geçilmesiyle matematik alanında geleceğin dahilerinin de ortadan kaldırılması tehlikesi konusunda uyarıda bulundu.

'BİLİNMESİ YARDIM EDER'
  
Otistik çocuk sahibi aileler ise doğum öncesi otizm testine şiddetle karşı çıkıyor. Gerekçeleri ise kendi otistik çocuklarına desteğin azalacak olması ve daha fazla ayrımcılık yapılacağı olasılığıyla duydukları endişe... Ulusal Otizm Derneği ise üyelerinden bazılarının testle otizm hastalığının önceden bilinmesinin ailelerin hazırlanması ve çocuklarına destek bulmalarında yardımcı olacağı görüşünde olduğunu belirtti.

 

Perihan KORKMAZ / LONDRA

12.01.2009

 

Kaynak ; 13 Ocak 2009, Sabah Gazetesi

Link http://arsiv.sabah.com.tr/2009/01/13/haber,F19A8A1BADD84A6696C30D13ABEA5C9B.html

 

**********************************************************************************

 

 

 

Yapılan bir araştırma sonucuna göre artık anne karnındaki bebeğe otizm testi yapılacabilecek.

 

 

  İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi'nden bir grup bilim adamının yaptığı araştırma sonucunda geliştirilen yöntemle anne karnındaki bebeğe otizm testinin yapılmasının olası hale geldiği bildirildi.

  Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi tarafından 235 çocuğun doğumdan 8 yaşına gelene kadarki dönemlerinin izlendiği ve sonuçta bu çocukların arasında,
annelerinin gebelikleri sırasında amniyo sıvısında yüksek oranda testosteron bulunanlarda, sosyalleşme eksikliği, konuşma güçlüğü gibi otizmin karakterine uyan özelliklerin tespit edildiği açıklandı
.

  Bilim adamları, şimdi bu konuda ulusal düzeyde bir tartışma ortamı yaratılması ve konunun etik açıdan değerlendirilmesinin ardından, etik olduğu sonucuna varılması halinde testin yaygın biçimde uygulanmasına ve otizm tehlikesi görülen hallerde de kürtaj yapılmasına izin verilmesini öneriyor.

  Bilim adamlarına göre, otizm testiyle ilgili süreç down sendromunun anne karnında tespitine olanak sağlayan amniyosentez yöntemiyle mümkün olabilecek.

TEST SONUCU KÜRTAJ KARMAŞASI

  Bilim adamlarını tek düşündüren ise testin sonrasında bebeğin otistik doğabileceğinin tespiti halinde, kürtaja izin verilmesi gerekip gerekmediği sorusunun yanıtının bulunması. Zira bilindiği gibi otistik çocuklar görebiliyorlar, hatta içlerinden ünlü matematikçiler ve müzisyenler bile çıkabiliyor.

  Bunun yanı sıra otistik olup hiçbir şekilde hayatla bağlantı kuramayan ve bütün yaşamını otistik hastalar için dizayn edilmiş özel kurumlarda geçirenlere de rastlanabiliyor.

  Bilim adamları, bu nedenle toplumun ve otistik bir bebek sahibi olma olasılığı yüksek tespit edilen ebeveynlerin bu tür vakaların kürtajla sonlandırılması gerekip gerekmediği konusunda karar vermesinin güçlüğüne dikkati çekiyor.

  Öte yandan otistik çocuk sahibi ailelerin büyük çoğunluğunun ise teste daha şimdiden karşı çıktıkları ve bu testin serbest bırakılması halinde hem otistiklere yönelik ayrımcılığın artmasından hem de devletin otistik çocuk sahibi ailelere verdiği desteğin azalmasından korktukları belirtiliyor.

 

Kaynak ; http://www.guncel.net/saglik/cocuk-bebek-sagligi/2009/01/12/anne-karninda-otizm-testi.htm

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3.5.2009 - Engelli Bireylerde Ağız Bakımı ve Diş Sağlığı

ENGELLİ BİREYLERDE AĞIZ BAKIMI ve DİŞ SAĞLIĞI

 

   Engelli bireylerde, genellikle temel sağlık problemlerinin tedaisi ile ilgilenildiğinden, ağız ve diş sağlığı ihmal edilebilmektedir. Bunun sonucunda diş çürükleri ve diş eti hastalıkları artarak, tedavisi güç ileri aşamalara ulaşmaktadır. Erken dönemde  alınacak korucu ağız ve diş sağlığı önlemleri, ileride karşılaşabilecek bu tür problemlerin engellenmesinde önem taşımatadır.

 

   Soru   ; Engelli çocuklarda dişlerin sürme zamanları farklılık gösterir mi ?

   Cevap ; Dişlerin sürmesi irsiyet, çenelerin büyümesi, kas aktivitesi gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir. Büyüme ve gelişim anomalileri ile kas fonksiyonlarında bozukluk olan çocuklarda diş sürmesinde gecikme yada hızlanmalar olabilmektedir. Süt ve sürekli (daimi) dişlerin normal sürme zamanları aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir.

 

                  Tablo 1. Süt dişlerinin sürme zamanları.

 Ön kesiciler

04 – 14 Ay

Yan kesiciler

08 – 18 Ay

Köpek dişleri

14 – 24 Ay

1. Süt azıları

10 – 20 Ay

2. Süt azıları

20 – 36 Ay

 

                  Tablo 2. Daimi dişlerin sürme zamanları.

Ön kesiciler

07 – 08 Yaş

Yan kesiciler

06 – 10 Yaş

Köpek dişleri

09 – 14 Yaş

1. Küçük azılar

09 – 14 Yaş

2. Küçük azılar

10 – 15 Yaş

1. Büyük azılar

05 – 08 Yaş

2. Büyük azılar

10 – 15 Yaş

3. Büyük azılar

17 – 25 Yaş

 

Soru   : Engelli çocuklarda diş bakımına ne zaman başlanmalıdır.

Cevap : Sağlıklı çocuklarda olduğu gibi engelli çocuklarda da , dişler ağızda görünür görünmez, anne yada çocuğun bakıcısı her beslenmeden sonra dişleri nemli bir gazlı bez ile temizlenmelidir. 2 yaşa doğru küçük, yumuşak kıllı bir diş fırçası kullanılarak ve çocuğun eğitilmesi ile başlanmalıdır. Çocuğun ağzı günde bir kere tam anlamıyla, besin artığı kalmayacak şekilde temizlenmelidir. Her öğünden sonra ağzın çalkalatılması da önemlidir.

 

Soru   : Engelli çocuklarda dişler hangi pozisyonlarda daha rahat fırçalanabilir.

Cevap :   1. Ayak da durabilen yada oturabilen çocuklarda, çocuk bu konumdayken fırçalama işlemini yapacak olan kişi çocuğun arkasına geçer. Bir eliyle başı desteklerken diğer eliyle fırçalama işlemini yapar.

            2. Fırçalama işlemini yapacak olan kişi koltuk yada kanepeye oturur, çocuğu yere oturtarak başını bacaklarının arasına alır. Çocuğun başını geriye doğru yatırır.  Bir eliyle başı desteklerken, diğer eliyle fırçalama işlemini yapar.

           3. Kas koordinasyon bozukluğu olan çocuklarda fırçalama için iki kişi karşılıklı olarak, diz dize pozisyonda oturur. Çocuğun başı iki kişiden birinin  kucağına,  bacakları diğerinin kucağına geleçek şekilde yatırılır. Çocuğun başının kucağında olduğu kişi, bir eliyle çocuğun başını desteklerken diğer eliyle fırcalama işini yapar.

          4. Zapt edilmesi çok zor olan çocuklarda fırçalama işlemi için açık bir alan tercih edilmelidir. Bu alanda çocuk kucağa oturtularak fırçalama yapılmalıdır.

 

Soru   : Hangi tip diş fırçası daha etkilidir.

Cevap : Engelli yada küçük yaşdaki çocukların kullanımına yönelik özel fırçeler üretilmiştir. Dişlerin tüm yüzeylerini tek bir fırça darbesiyle temizleyebilecek bu fırçalar yurt dışından temin edilebilmektedir. Bununla birlikte dişlerini kendi fırçalayabilen çocuklarda, yumuşak kıllı ve küçük başlı bir diş fırçasının sapına sünger takılması suretiyle çocuğun diş fırçasını tutması kolaylaştırılabilir. Elektrikli diş fırçaları da titreşim yaparak diş temizliğini sağlamaları nedeniyle engelli bireylerde  kullanım kolaylığı sağlamaktadırlar. Dişetleri hassas ve yangılı olan bireylerde yumuşak kıllı diş fırçalarının kullanımı önerilmektedir.

 

Soru  : Nasıl bir diş macunu seçilmelidir?

Cevap . Fluorid içeren herhangi bir diş macunu ile fırçalama yapılabilir. Ancak çalkalayıp tükürme  işlemini yapabilen bireylerde macun miktarı nohut büyüklüğünde, çalkalama yapamayacak bireylerde ise daha küçük olmalı, diş fırçası ıslatılmadan üzerine diş macunu konulmalıdır. Çalkalama yapılamıyor ise , ağızda kalan diş macunu bir gazlı bezle silinerek uzaklaştırılmalıdır.

 

Soru  : Ağız ve diş temizliği için başka hangi yöntemler uygulanabilir?

Cevap : Dişler üzerindeki birikintileri uzaklaştırmak için etkili yöntem fırça ve macun kullanılarak yapılan fırçalama işlemidir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda nemli bir gazlı bez yada pamuk çubuklarla ağızdaki birikintilerin uzaklaştırılması mümkündür. Ağız içerisinde diş plağı oluşumunu engellemek amacıyla karbonatlı su yada klorheksidin içeren gargaralar kullanılabilir. Piyasada diş temizleme mendilleri de mevcuttur.

 

Soru : Diş yapılarını güçlendirmek ve diş çürüğünü önlemek için neler uygulanabilir?

Cevap : Fluorid diş çürüğünü önlemek amacıyla kullanılan en önemli maddedir. Engelli bireyler için fluorid tablet kullanımı yada diş hekimi tarafından yapılan fluoridli jel uygulamaları önerilmektedir. Diş hekimimiz size daha detaylı bilgi verecektir!!

Dişlerini çiğneme yüzeylerinde bulunan oluklar gıdaların burada birikmesini yol açmaktadırlar. Fırçalamanın düzenli olarak yapılmadığı bireylerde bu diş yüzeylerinin çürüme olasılığı daha fazladır. Diş çürüğü oluşmadan önce, bu riskli diş yüzeylerinin, diş hekimi tarafından, diş cilası yada diş ojesi olarak bilinen fissür örtücü dediğimiz materyal ile  kapatılması çürük oluşumunu engellemektedir. Bu tedavi için daimi azı dişleri sürer sürmez mutlaka bir diş hekimine başvurunuz!!

 

Soru  : Ağız kokusu problemi varsa öncelikle ne yapılmalıdır.?

Cevap : Kötü ağız kokusunun başlıca nedeni ağız dokuları arasında  biriken yiyecek artıklarıdır. Bu durumu önlemek amacıyla dişlerin özellikle  çiğneme yüzeylerindeki girinti ve çıkıntıların, dişlerin ara yüzeylerinin, dişetleri ve dişlerle yanaklar arasında oluğun ve dilin temizliğinin çok iyi bir şekilde yapılması gerekmektedir. Ağız kokusunun diğer nedenleri de  çürük dişler ve dişeti hastalıklarıdır. Bu olasılıklar değerlendirildiği halde ağız kokusu giderilemiyorsa bireyin genel sağlık durumu gözden geçirilmelidir.

 

Soru  : Engelli bireylerin beslenmelerinde diş çürüğü açısından nelere dikkat edilmelidir*

Cevap : Diş çürüğünün ana nedeni şekerli, asitli, ağızda kolayca yapışıp kalan besin maddeleridir. Bireyin diyeti, doktoru yada bir diyetisyen tarafından ayarlanmıyorsa, bol şeker ve karbonhitrat içeren gıda maddelerinin yemek aralarında verilmesinden kaçınılmalı, şekerli gıdalar yemekle beraber yada yemekten hemen sonra  verilmelidir. Tatlı yiyecek  ve içecekler günde en fazla 3 kez alınmalıdır. Püre tarzında yumuşak gıdalarla beslenen bireylerde daha fazla çürük görülmektedir. Bu şekilde beslenen bireylerde fırçalama yapılamıyorsa yemeklerden sonra ağız çalkalatılmalı, çalkalama yapılamıyorsa gıda artıkları silinerek temizlenmelidir. Yemeklerden sonra bir parça peynir yenmesi de diş çürüğünü önlemede yardımcı bir yöntem olarak sayılabilir. Uykudan 1 saat öncesinde gıda alımı durdurulmalıdır. Şurup formundaki ilaçların çoğu %75 oranında şeker ve tatlandırıcı içermektedir. Bu ilaçlarısürekli kullanmak zorunda olanlarda diş ve dişeti çevresinde plak  birikimi artar. Dişeti hastalıkları ve diş yapılarında süratli bir yıkım gözlenir. Ağzın her gün tam anlamıyla temizlenmesi bu tür problemleri engelleyecektir.

 

Soru  : Ağız kenarındaki ve ağız içerisindeki yaralar nasıl önlenebilir?

Cevap : Ağız kenarlarındaki çatlaklar yada yaraların iyileşmesi oldukça zordur. Bu bölgelere düzenli olarak koruyucu bir krem yada vazelin sürülmesi problemi önleyebilir. Yine bazı hastalıklarda hastalığın ağız içi belirtisi olarak ağızda ağrılı ülserasyonla beraber görülen yaralar oluşabilmektedir. Ağrıyı azaltıcı etkisi olan gargaraların yada yara üzerine direk olarak sürülen pomatların kullanılması bireyi rahatlatır. Bu gibi durumlarda ağız temizliğini sağlamak amacıyla, diş ve dişeti dokularının temiz bir gazlı bez yada pamuklu çubuklarla temizliği şarttır.

 

Soru  : Engelli bireylerde görülen ağız kuruluğunun nedenleri neler olabilir, nasıl önlenir?

Cevap : Sistemik bazı ilaçların kullanımı (antihistamik, antidepresen, diüretik antiparkison, psikoterapötikler gibi) tükürük salgısının azalmasına neden olmaktadır.Ayrıca baş-boyun bölgesinden radyoterapi (ışın tedavisi) alanlarda, bazı tükürük bezi hastalıklarında hipertansiyon,diyabet, kronik depresyon durumlarında tükürük salgısı azalmakta ve bu durum diş çürüklerinde artışa yol açmaktadır. Tükürük salgısını arttırmak için çeşitli yöntemlerden yararlanmak mümkündür. Yarım çay kaşığı karbonat bir bardak suya karıştırılır, hazırlanan gargara gün boyu, ihtiyaca göre, sık sık ( 2 saatte bir) kullanılır. Tükürük miktarını arttırmak için şekersiz  sakızlardan faydalanılabilir. Ayrıca bu tür hastalar için sprey şeklinde üretilen yapay tükürük prepararları mevcuttur. Bu spreyler gün içerisnde, hasta ihtiyaç duydukça  (yaklaşık 6 kez ) kullanılabilir. Su ve süt iyi birar tükürük benzeri yapı olarak kabul edildiklerinden bu tip bireylerde sıkça tüketilmesi önerilmektedir.

 

*Bu bilgilerin hazırlanmasında Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ağız ve Diş sağlığı Daire Başkanlığı tarafından Prof. Dr Alev Alaçam ve Prof. Dr Seval Ölmez’ in katkılarıyla hazırlanan broşürden yararlanılmıştır.

 

* Bu doküman Mersin Özel Elitdent Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinikliği den temin edilmiştir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22.4.2009 - Evde Eğitim

Kategori: Egitim

Melisa evde eğitim odasında

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10.2.2009 - Katkı Maddeleri

Kategori: Beslenme

Bir yılda ne kadar gıda katkı maddesi tüketiyoruz?

Şehirde yaşayan bir tüketicinin, günde 2000'in üzerinde katkı maddesi türünü bünyesine aldığı söylenmekte. Amerika için yapılan bir araştırmada, Amerikalıların bir yılda yaklaşık olarak ağırlıkları kadar gıda katkı maddesi tükettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Katkı maddeleri gıda maddeleri içinde çok cüz'i miktarlarda kullanılmasına rağmen, bu kadar büyük bir miktara ulaşılıyorsa, evvela ne kadar da çok katkı maddesi türü tükettiğimizi bir düşünmek ve ardından da, bunların ne olduğunu ve zararlı olup olmadıklarını açığa çıkarmak için çalışmak gerekir.

İnsanların çoğu, yiyeceklerini kendileri çiftliklerde yetiştirmediğinden, çalıştıkları veya yaşadıkları yerlere yakın yerlerden satın alarak temin ediyorlar. Dolayısıyla yiyeceklerin yetiştikleri veya imal edildikleri yerlerden çok uzaklara bozulmadan gelmesi gerekiyor. Bu ise katkı maddeleri ile sağlanıyor. Katkı maddeleri aynı zamanda bazı gıdaların besin değerlerini artırıyor ve onların tadını, yapısını, rengini ve dayanıklılığını artırarak daha çekici hale getiriyor.

Katkı maddeleri yiyecekler içine şu beş ana nedenden dolayı ilave ediliyor:

1. Ürünün kıvamını sağlamak: Emülgatörler katıldıkları ürünlere sürekli bir kıvam verirler ve ürünün parçalara ayrılmasını önlerler. Stabilizatörler ve koyulaştırıcılar yumuşak tek düze bir kıvam sağlarlar. Topaklanmayı öneyici maddeler tuz gibi maddelerin kolayca akmasına yardımcı olurlar.

2. Besin değerini korumak veya artırmak: Vitaminler ve mineraller süt, un, tahıl ve margarin gibi birçok gıdaya eklenir. Çünkü gıdaların bir kısmı bazı işlemlerden geçirilirken bu vitamin ve mineraller kaybolabilir veya bir şahsın diyetinde bu maddeler eksik olabilir, böylelikle eksik yerine koyulmuş olur.

3. Lezzetini ve sağlığa yararlı halini muhafaza etmek: Koruyucular küf, hava, bakteri, mantar ve mayaların neden olduğu bozulmayı yavaşlatırlar. Bakteriyel bulaşma hayatı tehdit eden botilizm gibi gıdalardan kaynaklanan hastalıklara neden olabilir. Antioksidanlar değişik yiyeceklerin içindeki sıvı ve katı yağların bayatlamasını veya tadının bozulmasını engelleyen koruyuculardır. Bunlar aynı zamanda elma gibi taze meyvelerin kesildikten sonra havayla temasları sonucunda renklerinin kahverengiye dönüşmesini engellerler.

4. Asitlik veya alkaliliğin sağlanmasını veya kontrol edilmesini temin etmek: Isıtıldıklarında asitleri serbest bırakan asitlik sağlayıcılar pastalar, bisküviler ve diğer fırıncılık ürünlerinin fırında pişerken kabarmalarına yardımcı olmak için soda ile reaksiyona girerler. Diğer katkı maddeleri yiyeceklerin lezzet, tat ve renklerine uygun asitlik ve alkaliliği değiştirmeye yardım ederler.

5. Lezzeti artırmak veya arzu edilen rengi vermek: Birçok baharat ve tabii ve sentetik çeşniler gıdaların tadını artırır. Benzer şekilde renkler de tüketicilerin beklentilerine cevap verecek şekilde bazı gıdaların görünüşünü güzelleştirirler.

Bu kadar yaygın olarak kullanılan katkı maddeliri hakkında, ister istemez şöyle bir sual oluşacaktır:

Gıdaların veya katkı maddelerinin bir kısmı bazı hastalıkları tetikleyebilir mi?

Cevap kısa ve net: "Evet." Bazı gıdalar veya gıda katkı maddeleri aşağıdaki bulgulardan birinin veya daha fazlasının oluşmasını tetikleyebilir:

Dikkat Sürdürüm Bozukluğu / Hiperaktivite Sendromu

Alerji

Astma

Otizm, Yaygın gelişimsel bozukluk, Enüresis (Altına idrar kaçırma)

Davranış bozuklukları

Depresyon, Duygu durum değişiklikleri

Kulak ağrıları, Kronik orta kulak iltihabı

Göz problemleri

G6PD Enzim eksikliği, Mide-barsak problemleri, Mide ağrısı

Baş ağrısı, Migren

Nazal polip

Cilt problemleri, Egzema, Ürtiker

Uyku problemleri

Tikler, Tourette sendromu


Katkı maddeleri ile beklenmeyen gıda reaksiyonları arasındaki sıkı ilişkiye örnek olması bakımından, bu bulgulara sebep olan katkı maddelirine örnekler verelim:

ASPARTAM: Yapay tatlandırıcı (diyet şekeri) olarak bilinir. Genellikle şeker yerine tatlandırıcı olarak kullanılır. Aspartam duyarlı olan kişilerde az da olsa giörülen bulgulara göre, anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye neden olur.

BENZOATLAR: Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır. Benzoatlara karşı gerçek alerjik reaksiyon çok az da olsa vardır.

BHA/BHT: BHA (Butillenmiş hidroksiyanozil) ve BHT (Butillenmiş hidroksitoluen) antioksidandır. BHA ve BHT özellikle katı ve sıvı yağlar ile hububat ürünlerinde kullanılır. Duyarlı kişilerde kurdeşene sebep olurlar.

GIDA BOYALARI: Gıdalara renk vermek için kullanılırlar. Bunlar, E102 (Tartrazin) gibi numaralarla isimlendirilirler. Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, çikletler, sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları, alkolsüz meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler. Tartrazin duyarlı insanlarda çok nadir oluşmakla birlikte kurdeşen veya astım ataklarına neden olur.

MSG: Monosodyum glutamat (E621) özellikle uzak doğu (Çin, Japon) ve Türk mutfağında kullanılır. Bununla oluşan reaksiyona "Çin Restoranı Sendromu" da denir. Bir çok imalathane ve restoranda da değişik gıdalarda lezzet arttırıcı olarak kullanılır. MSG ile oluşan reaksiyonlar şöyledir: Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste sıkışma, boyun arkasında yanma. Bu tür reaksiyonlar fazla miktarda MSG alınması sonrası oluşur. Bu maddeyi tüketen astımlı hastalarda ağır astım atakları oluşabilmektedir.

NİTRAT/NİTRİTLER: Bu iki madde hem koruyucu olarak, hem de renklendirici ve lezzet arttırıcı olarak kullanılır. Nitrat ve nitritler özellikle sosis, salam gibi et ürünlerinde bulunur. Bazı kişilerde baş ağrısı ve kurdeşene neden olabilirler.

PARABENLER: Parabenler gıda ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sondum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.

SULFİTLER: SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür di oksit, sodyum veya potasyum sülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler. Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında bulunurlar. Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir. Bir çok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.

(Bu yazı alıntıdır.)

******************************************************************************

 

Bazı Katkı Maddelerinin açılımı ise şöyle:

E170 kalsiyum karbonat: Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.

E 471-E477 Mono- ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları: Homojenleştirici .Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir.Bitkisel kökenden türetilirse, helâldir. Hayvani unsurlardan türetilirse, şüphe arzeder. Eğer, eti helâl ve kesimi islâmi usulle yapılmış hayvani yağlardan türetilmiş ise helâl kabul edilir. 

E 280 propiyonik asit, E 281 sodyum propiyonat, E 282 kalsiyum propiyonat, E 283 potasyum sorbat: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, ayrıca suni olarak etilen, karbon monoksit, propiyonaldehit, doğal gaz, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; yaygın olarak ekmek ve un mamullerinde kullanılır.

E 200 sorbik asit, E 202 potasyum sorbat: Koruyucu olarak kullanılır. Bitkisel kökenlidir. Ciltte kaşıntıya sebep olabilir

E420 sorbitol: Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda,ilaç ve kozmetiklerde kullanılır.Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.

E422 Gliserol (gliserin): Kıvam artırıcı,tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol;hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak veya şekerden mayalanarak da elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir. Hayvan kökenli olması ihtimali göz önünde tutulmalıdır.

E920 Sistain: Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir

E924 potasyum bromat: Un işleme ajanı.Büyük miktarlarda bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.

E928 benzoil peroksit: Un işleme ajanı. unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır.

(Alıntıdır.)

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26.1.2009 - Karnemiz

Kategori: Egitim


23 Ocak 2009 Cuma günü
Melisa Karnesini aldı.

Karnesi hep Pekiyi
elbette bu sadece Öğretmenin;
Melisa nın yaptığı gayrete
bir Jestidir.

Gerçek Pekiyileri alması
için Melisanın aşması gereken
çok engeller var. Amacımız
bu engelleri aşmak.

Bunun için yapabileceğimizin en iyisini yapmaktır. Bu engelleri aştığımızda  Pekiyilerin GERÇEK olması temennisindeyiz.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26.12.2008 - Cem KINACI,Ahmet AYDIN,Bener ERKORUR,Hüseyin NAZLI,OTİZM KONFERA

Kategori: Otizm

Adana Otizm Derneği (Adoder) in Organizasyonunu yaptığı ve 21 Aralık 2008 Pazar günü gerçekleşen ve katılımcıları

Dr. Cem KINACI                         Prf.Dr. Ahmet AYDIN
Nükleer Tıp Uzmanı                      Metebolizma Uzmanı  
Otizmin Tıbbi Boyutu ve Tedaviler     Otizimde Metabolizma ve Beslenme
 
Hüseyin NAZLI                          Bener ERKORUR
Özel Eğitimci- Dil Terapisti           Beden Eğitim Öğretmeni ve Master Öğrencisi
Otizm ve Eğitim 

Kısa sunumlarından ve Soru - Cevaplar ından kesitler
SEYRETMEK İÇİN TIKLA
Otizm Konferansı Kısa Video Görüntüleri

..........................................................................................................................
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15.12.2008 - Hollanda ya Hoş Geldiniz

Kategori: Otizm

Hollanda’ya hoşgeldiniz.

Bana genellikle özürlü bir çocuk büyütmemin nasıl bir şey olduğunu sorarlar. İşte anlatıyorum:

Bir bebek sahibi olacağınızı anladığınızda yaşadığınız duygu, İtalya’ ya güzel bir seyahat planı yapmaya benzer. İtalya hakkında bir sürü kitap ve broşür alırsınız ve harika planlar yapmaya başlarsınız. Coliseum. Mikalanjelo’nun Davut’u. Venedik teki gondollar görmenin hayalini kurarsınız. İtalyanca birkaç sözcük bile öğrenirsiniz. Her şey çok heyecan vericidir.

Aylar süren beklemeden sonra, o gün gelir çatar. Bavullarınızı toplar. Yola çıkarsınız. Birkaç saat süren yolculuktan sonra, uçağınız havaalanına iner.

Hostes mikrofonu eline alır ve “Hollanda’ya hoş geldiniz” der.

“Hollanda mı?” dersiniz. “Ne demek istiyorsunuz? Ne Hollanda’sı? Ben İtalya’ya bilet almıştım. Benim İtalya’ya gitmem gerek. Tüm yaşamım boyunca İtalya’ya gitmenin düşünü kurdum ben.”

Fakat uçuş rotasında bir değişiklik yapmışlardır. Hollanda’ya inmişsinizdir ve orada kalmanız gerekir. Önemli olan sizi korkunç, iğrenç ve pis bir yere, açlığın ve hastalıkların ortasına bırakmamışlardır. Sadece farklı bir yerdesinizdir.

Bu yüzden çıkıp yeni broşürler ve kitaplar almanız ve yepyeni bir dil öğrenmeniz gerekmektedir. Ve daha önce hakkında hiçbir şey bilmediğiniz insanlar tanımak zorundasınızdır.

Gittiğiniz yer sadece farklı bir yerdir. Oradaki yaşam, İtalya da kinden daha yavaştır. İtalya kadar etkileyici değildir. Fakat bir süre orada kaldıktan sonra nefesinizi tutar ve çevrenize bir bakarsınız… ve Hollanda’nın değirmenlerini fark edersiniz… ve lalelerini. Hollanda’nın Rembrand’ları vardır.

Fakat tanıdığınız herkes İtalya’ya gidip gelmektedir. Sürekli orada geçirdikleri güzel günleri anlatmaktadır. Ve yaşamınız boyunca “evet benim de gitmem gereken yer orasıydı”, “ben de aynı planı yapmıştım” dersiniz.

Bu nedenle duyduğunuz acı asla, asla dinmez.. Çünkü yitirdiğiniz düş çok önemli bir düştür. Ancak tüm yaşamınızı İtalya’ ya gidemediğiniz için üzülerek geçirirseniz, Hollanda’nın güzelliklerinin hiçbirinin tadını çıkaramazsınız.

Emily Perl Kingsley

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Burda Melisa Hakkinda Bilgiler Tedaviler, Tahliller , Eğitimler , Otizm, Gelişimsel Bozukluk ve Metal Zehirlenme, ile Ilgili bir takim yazi, resim ve bilgiler olusturmaya gayret etmekteyiz. melisa33@gmail.com, olkamelisa@hotmail.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
................................................................... ....................................................................

Melisa Video


Melisa, oyun içerisinde eğitimde 30.01.2010

İskambil Oyun Kağıdı ile, 07.01.2010

Mantı Yapıyoruz, 21.11.2009

Bilgisayarda Çalışma,16.10.2009

Melisa ve Mavi Tası,25.04.2004

Evde çalışmalar. 09.09.2009

Evde çizgi çalışmaları 21.08.2009

Evde eğitim çalışmaları 21.08.2009

Büyük Küçük El Yazısı,Harflerin Düzenli El Çalıştırması(Turgay Yagmuroglu)

* Büyük Küçük El Yazısı ve Alıştırmalar(zip)

Harfler ve Yazılımları

* Blok Yazı Tipi (zip)
* El Yazı Tipi (zip)
* Mektup Yazı Tipi (zip)

Animasyonlu Harf ve Rakam Gösterimi ve Yazılımları

* (Animasyonlu)El ve Rakam Yazılışı(zip)

Okuma Yazma (Acı Yayınları)

* Okuma Yazma (Acı Yayını)(zip)

Eylem ve İfadeler,Ne nasıl, Meslekler

* Ne Yapıyoruz,Eylem ve İfadeler,Uzun Bacak vs. vs(xls)
* Ne Nasıl(Pp)
* Meslekler Kim?(Pp)

Çalışma, Benzerini Yapma,Takip ve Diğerl.

* Çalışmalar(Benzeri ve Takipler ve Diğer (zip)

Pcs Kartları

* Pcs Kartlar(zip)

İzometrik ve Noktalı Kağıt Programı

* Geometrik Form(zip) ...............................................................

Teşekkür


*Harf ve Çizgi çalışmaların bir kısmında

döküman gönderen

www.turgayyagmuroglu.com a

Sunumlar

* Otizm ve Beslenme-Ahmet AYDIN (zip)

Dosyalar

* Kaynaştırma Genelgesi( MEB ) (pdf) * Kaynaştırma Eğitimi(Tarsus Rhb. ve Ar. Mrk)(pdf)

Bilgiler

* Otizimde SIK sorulan sorular(doc) * Otizm nedir ? (doc) * Aminoasit Metabolizması(ppt) * Çocğumuza nasıl yardımcı olabilir ve anlayabiliriz. * Thiomesal ve Aşılar.

Tahlil Sonucları

* Beyin Spect (pdf) * Ağır Metal (idrar) Testi(Türkce-İngilizce)(zip) * Vurulan Aşılar(pdf) * Özel Has.ve Labr. Tahlilleri(2005-2006)(pdf)+(zip) * Özel Has.ve Labr. Tahlilleri(2008-2009)(pdf)+(zip)

Otizm Konferansı

Adana Otizm Konferans Videosu

Otizm ve Yararlı Siteler

Guzel bir oyun,Otizm
Berat Celik, Otizm icerikli genis bir site
Program Materyalleri
(ATEC) Internet Puanlama Programi
Sportizm
Tedavi ve Egitim Dernegi
Ahnet Aydin, Beslenme hakkinda
Egitim icin cizgi calismalari,T.Yagmuroglu

Kategoriler

Arkadaşlar

otizm
meltemer
sultan07
ferideden
ozelegitimci
baharpancukdeniz
yazihayattir
Blogcu Yardım
cocukbuyuyor
minikkelebegim
psikolojist
cancu
Atakan Şeniz
edablogdunyasi
egedeniz95
materyalhavuzu
otizmnedir
fisunlahersey
muhammedmuaz27
barbibarbieoyunlari
yağız öngel
emirsimsek
..........

Melisa

Mesajlar

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Online Blogcu Ziyaretçi Sayacı

Ziva ROM,Melisa Seans ı Kasım 2007


Ziva Rom - Duyu Bütünleme Seans ı

Ziva Rom - Duyu Bütünleme Seans ı

Ziva ROM, Mersin

Resimler

Resimler Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE! Host unlimited photos at slide.com for FREE!
----------
| Sonraki Sayfa

Sayfalar

| Sonraki Sayfa